24/9/2009 - En İyi Bildiğini Yapmalı İnsan
En İyi Bildiğini Yapmalı İnsan

Gün batımı... Nisanda açan tüm çiçeklerin,mayıs kraliçesi "gül"e duyduğu özlem ve öfkeye benzer bir hal var üzerimde.Ömrümün en cansız tükenişini takınıyorum kaç zamandır ruhuma.Dört nala koşar gibi kaçıyorum içimden...
Ne Romeo-Juliet gibi ithal;ne Leyla-Mecnun gibi ihraç hisler var heybemde.
Hikayemi bildik hikayelerle tanımlayamıyorum!
Mutlu olmak için hüzünlenen;hüzünlendiği için ağlayan;ağladığı içindaha çok ağlayan;esenliğini ve heyecanını kaybetme huzursuzluğunda bir çocuk gibi yüreğim.
Halbuki çocukça olmak için fazla büyük düşlerim,hayallerim.
Çareler içinde çaresiz kaygılara bürünmenin, "belkide" diye başlayan cümlelerle açıklanmasını beklemek yoruyor beni. Bu gel-gitlere hiçte aşina değil ruhum.
Kelimelere ihtiyacım var şuan,kağıt kaleme ve biraz mürekkebe... Anlatmaya değil,yazmaya sadece...
Korkum yalnızlık değil ki benim... Yerine daha iyi birşey koyabilme korkusu da değil;anlayamama/anlatamama hiç...
Korkum güneşin o'nsuz doğacak ve o'nsuz batacak olmasından.
Hayattan bana kattıkları ve katmaya söz verdikleri için tutarlılık beklemenin bir hata olduğunu öğreniyorum bu günlerde. Birde bilmediğim yollara çıkmanın cesaretten değil,esaretten olduğunu.
Sığınaklarını değiştiriyorum yüreğimin ve ilkelerini...
En iyi bildiğini yapmalı insan; dua etmeli..
Ve diğer en iyi bildiğini;yürümeli...Omzunda defteri,sırtında kırmızı kapşonlu montu,aklında ve yüreğinde vakitli/vakitsiz kuşandığı sevdikleri...
Yazmalı,kendine bile itiraf edemediklerini! Silebileceği/yakabileceği/ama asla unutamayacağı su'dan/gökten/rüzgardan kağıtlara,mürekkepsiz kalemlerle...
İnsan çuvallamalı bazen. Paramparça halleri not düşmeli alnının ortasındaki o kırışıklığa. Kaybetmeli,düşmeli ama kalkmayı bilmeli... Unutmamalı hiç...
"Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır..."(İnşirah/5)
Şehrengiz Dergisi Eylül / 2oo9
Esra Şen
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/8/2009 - Etiketsiz Hüzünler
etiketsiz bir hüzün;belli/belirsiz durgunluk var üzerimdeve yüreğimde buruk bir acı...sebepsiz!ara ara gülümseyişim,kendimi kandırmamdan.../

Yüreğinin atmaya devam ettiğini farketmek, Ve hala her gün saydığın kaldırım taşlarını çiğnemek gibi , Her geçişte bakmayı ihmal etmediğin o pencereyi tekrar sanki karşında görmek gibi ,
Uzun zamandır hep taşıdığın bir hasretin birden bire sürpriz yaparak karşına çıkması ile alt üst olması gibi;herşey zihnimde dolaştı...
Zaman,gitmelerin bazen kalmak içinde olabileceğini öğretiyormuş insana,
Ben en çok dik durduğumu sanmıştım oysa/ En çok hak tanıdığımı/direndiğimi/dayandığımı/zamana bıraktığımı... En çok herşeye rağmen "biz" dediğimiz şeyi korumaya çalıştığımı sanmışım..
Şimdi ise kızıgınım ben,ona,buna,şuna/herşeye/herkese..
Sayfalarca yazmak istiyorum,saatlerce susmak... Koşmak/koşmak/koşmak,nefesim kesilene kadar koşmak.../
Zaman ve mekan kavramını/arkamızda kalanları/yeni şeyler uğruna eskittiklerimizi/tekrar sormadıklarımızı farketmek yeniden... Ve unutmak unutulması gerekenleri/
Sorsan, bir şimşekle gecenin karanlığının bir anlık dağılması gibi birbiri ardına sıralanır hatıralar...
En güzelinden başlanır hemde.. İlk gülüşten/heycandan/huzurdan/kalbın göğüs kafesinde duramayışından... Sorsan, anlatmaya sevmekten başlanır işte..
Ama yetmiyor... Can candan parçalar ayırdığı vakit hatıraları sıralamak "yetmiyor" Eksilmeye/yüzüne aynı gözlerle bakmaya/sustuğunda dahi onu anlamaya/ yetmiyor... Ölümü özlüyorsun / zamanlı-zamansız... Çünkü samimi,gerçek bi o kalıyor
Kapıyı çarpıp hayatın yüzüne hep sığındığından kaçıyorsun bu defa.. Kapıyı çarpıp sığınaksız olmaya kaçıyorsun.. Seni koruyan elden/üstünü örten elden/ateşini ölçen elden.../
Yetermi tüm bunlar demiştim kendime? Tüm bunlar kendindende kaçmaya da yeter mi?
Ve aslında gidiyorum demekle/kaçmakla bitmiyor çok şey onu anladım...
Her gidiş bir kalışmış, aynı metro durağında son kez el sallanışları hiç görmemişim aslında, ve aslında ben o gün hiç veda niyetiyle çıkmamışım yola...
zihnimde hala taptaze gülüşler,
yanımda oturan bayanın elindeki meyveler hala çürümemiş mesela... ve arkada oturan çocuk da hiç büyümemiş... bunu maalesef bugün farkediyorum...
...
afedersiniz... "farkedemediğim hepiniz..."
-Esra Şen-
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/7/2009 - İstanbul Oldum/k/...
İstanbul oldum/k/...Böyle başlayan cümleler kurmaya alışkın değildir harflerim.Ve aslında yanyana dizildiklerinde ne söyleyeceklerini bilmeyen harflerimde yoktur benim.Bugün kış sessizliğinden çıkıp, çığlık çığlığa bahar muştusu olmaya hazırlanan bir İstanbul gibiyim.Kalbimin orta yerinde martılar yükseliyor deniz kokusunda.Ezberlediğim tüm masal kahramanları hala hatrımda.Kaç minare var gözümün alabildiğine saymadım ama kaç avuç açılmış şehrin göbeğinden gökyüzüne tahmin edebilirim.Bugün uzak nedir yakın nedir öğrenmiş bir İstanbul gibiyim.Kaldırımların ince çizgilerine basmadan yürüyen çocuklar kadar masum,susmayı yeni öğrenen büyükler kadar acemi.Sahi içimde ele avuca sığmayan kaç tane "ben" olabilir ki?Günebakan çiçeklerinin renginden uzak yürüyorum kaldırımlarda.Güneş sırtımı sıvazlarken içimden şiirler geçiriyorum.Yüreğim yüzümden de solgun,dönüp bakmadığım yarınların yükü omuzlarımda,kelebekler de ömrü uzun olsun diye kozasından geç çıkar mı ki?Bu gün İstanbul gibiyim.Nazenin/neşeli/yorgun...Bir yanı ölüm bir yanı doğum.Ucubucağı umrumda değil önüme çıkan yolların.Adımlarım çok büyük ve çok küçük çocukluk korkularım.Hiç bilmediğim insanları özler gibiyim.Yüksek binalarım var ama bir kıyı köşe semtine ansızın konar gibiyim.Her gece yıldızlarımın sayısı başkadır,şehre yağmurlarla iner gibiyim.Ben,İstanbul gibiyim. -Esra Şen-25.Temmuz.2oo9
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/7/2009 - Belki İstanbul Oluruz (:
Kentini yağmur yağmur avuçlarinda biriktirebildiğini biliyordum ben;sen söylemesende... Tanısa, İstanbul'da çok severdi seni eminim...Çünkü en az onun kadar hüzünlüydü yüzün.. İçinde dolanan onca gürültüye rağmen ne kadarda suskunsundur şimdi......Birlikte ilk defa "Galata Kulesi"ni görelim mi seninle?Hani benim eskiden martıların evi sandığım...Olsun,Daha önce görmüş olsakta hiç bilmediğimiz bir yönünü keşfedeceğimizden bir "ilk" olur bizim için......Hiç buğulu bir çift gözle denize bakabilenle bakamayan bir olur mu?Hiç içinde ırmaklar çağlayanla çağlamayan? Yüreğine denizler sıkıştırmış,huzuru sözlerinde çiçek çiçek açmış bir hüzün safiri sık çıkmıyor karşıma,uçsam diyorum...uçsam tam bu anda..Sahi,kanatların var mı senin? Kocaman,ikimizede yetecek kadar... Olmamasına imkan vermiyor ki düşlerim...Her parçalanmış yüreğe pırıltılı kelimelerle yamalar yaptığını duydum..Birde kelimeleri ölen herkese küllerinden doğmayı öğrettiğini,kanatların olmadan da bunları yapabilir misin ki? ....Bir masalımız olsun iştemiştim  "Başlasam yazmaya insana biçilen çaresizliklerin sınırlarını nasıl zorladığını,bu hayat kadar etkili olmaz eminim"demiştin......Söylediklerine bakıyorum;kutladığımız doğum gününe..satır aralarında geziniyorum;açtığın kapıdan giriyorum dünyana,kaybolmaktan korktuğum bir labirent sanki yaşadıkların..yaşadıkların,karanlık zaman dairesini kıramayacağım kadar siyah;oysa bir o kadar da ak..sıcak..Yine çıkamadım işin içinden bak...  En iyisi sen lunaparka götür beni...yağmurdan sonra toprak kokmayı en çok sevdiğim yere.. İnsanların gözleri orda neden yeşil olur biliyormusun?Herkesin içindeki hikaye henüz çocuk olduğu için,Peki bir gün büyürsem rengarenk bir şehir olmak istediğimden bahsetmişmiydim sana hiç? Böylece her insan için bir kuş barındırabilirim gökyüzümde,tıpkı senin gibi En çokta İstanbul olmak istiyorum...Bütün hüznüm bu kumbarada işte,biriktiriyorum... Yeter mi ki tüm bunlar... .....Sende benimle İstanbul olur musun?Hem biz şiir yazmaktan vazgeçmeyiz yinedeŞehirlerde şiir yazar,Ama sadece hakedene...İşte bu yüzden,yürüdüğün yollara selam vermeyi unutma sakın........Bu günlük bu kadar,Kardeşler erken yatar...  Işığı kapatma ne olur...Hala karanlıktan korkmayacak kadar aydınlık gülümseyemiyorum...Eğer gece ürkersem,Bana verdiğin güneşi cebimden çıkarırım...VeRüyamda seni görürsem,Tuttuğumuz bütün dilekler için denize bir teşekkür gözyaşı bırakırım... Hem belki o zaman kumbaramı dolduracak kadar hüznü buluruz..Ve belki birlikte İstanbul oluruz.. 
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/7/2009 - Eksik Yanım

Radyoyu açtim ve yorganı çektim beni üzen tüm isimlerin üzerine, Yağmur yağsın istiyorum sadece, çokta yıldızlı olmayan bir gökyüzüne doğru uzayacak olsada boyum, yağsın ve alıp götürsün tüm hüzün tariflerimi
O'na/zamana/yazılmış çizilmiş ve silinmiş hayatlara dair biriktirdiğim sayfalar gözlerimin önünde, ne çok yazıp ne az yaşamışım;yada ne çok zamanını çalmışım yaşamın,yazmak için...
Dün çok kötü bir gündü diyorum kendi kendime,bugün ondan da kötü, paramparça parçalarımı toparlamaya çalışıyorum işte... Farkındayım ellerim ne kadar da soğuk;oysa yüreğim,yüreğim yarınlarımdan da sıcak, yinede kendimi çok bitkin hissediyorum bu mevsim,acelesiz adımlara vurduğum tüm yollar yoruyor beni ve ben yalnız yürümekten nefret ediyorum.
İnsan niçin yapıyor ki bunu kendine?
Sokağın sonuna oturmuş,hayatımın tamda ortalarına düşen bir meridyende bana huzurla el sallayan gelecekten/gördüklerimden ve göreceklerimden korkuyorum. Oysa kapıları/perdeleri açıp açmamak arası tereddütlerim çok eskilerde...
Yosunları kıyıya vurmuş yine kalbimin;yağmur damlamış penceremden, bildik ilk yaz yağmurlarını sipariş etmiştim az önce;saatlerce ağlasam kimse anlamaz şimdi, yüzümü okşuyor damlalar ve hiç bir bulut uzaklaştırmıyor beni burdan.
'Yağmurlar da toprağa ayrılığı unutturamıyorlar artık,toprak cebinde taşıyor yalnızlığını ve her yağmur yağdığında avuçlarıma bırakıp gidiyor başka bir kente.
Gerçek olmasından korktuğum ne çok şey var bu cümlede...
Ah... Ne çok gerçek var kalp atışlarımı dahi kasırga sandığım bu yerde.
Nerde kaldı çocuk yanım,hayallerim,elma şekerim,kıpırtılarım,sabahın erken saatlerinde burnuma gelen sıcak ekmek kokusundan eser yok şimdi. Mutsuz olmaktan korktukça,bir bir eksiliyor ömrümden aydınlık gülümseyen insanlar.
Hep mi güzel olur gidenler? Hep mi sevilir uzağınıza düşenler?
Eksilmeye alışamamanın o ağır yükü omuzlarımda,bildiğim hiç bir masalda o'nu hediye etmiyor periler. Bembeyaz olmayan yirmili yaşlarım/soyunma dolabım;kıyıp yakamadığım hüzünlerim/yaktığım günlüklerim,izini taşıyan herşeyi adından düştüm şimdi.Yağmur durdu.
Bulutları gözlerinde taşıyanların toprak kokusu hiç eksik olmaz diye ödünç aldım birkaç tanesini gökyüzünden.
Boyumu aşan buğulu camlara belli/belirsiz yüzler çizmekle meşgulüm. Huzursuzluğum "nereye gidiyorsun?" demekten çekindiğim bir kalbin üzüntüsünü yaşamış olmamdan belki...
Çünkü şahit olduğum hiç bir sızıya benzemiyor kanatlanıp başka yerlere konmaya hazır yüreklerin sızısı. Çünkü ayrılık kimseye yolüzere olanlara dokunduğu gibi dokunmuyor.
Çünkü kimse yalnızlığı,yüreğini ardında bırakanlar gibi yaşamıyor...
Esra Şen Şehrengiz Dergisi Temmuz.2oo9
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/6/2009 - 79...

79'lu değilim... Bilemem belki ne Mevdudi'yi ne de İran devrimini o tarihin buğulu camından.../ Ama bilirim ki çoktandır kendinden çalar zaman, akrebin kıskacına alıştı,aldırmaz artık yelkovan , kan kaybeder ruhum, tüm zamanların yükü omzumda olan
... .. .
79'lusunuz... Yani şu televizyonla ilk tanışması, İsrail askerlerinin o iri kıyım kolları arasında başları, kolları taşlarla ezilen Filistinli gençleri gösteren karelerden ibaret olan...
79'lusunuz... Yani şu İran devrimiyle yaşıt... Yani şu Mevdudi'lere,Şeriati'lere,Benna'lara,Dudayev'lere,Begoviç'lere,kısaca bize umudun sadece hayallerden ibaret olmadığını aşılayanlara hayran kuşaktan...
79'lusunuz... Yani şu bilinçlenme yıllarını "91 de ABD'nin neden Irak'a saldırdığını,ve aynı ülkenin Bosna için neden kılını kıpırdatmadığını" anlamlandırmayla meşgul eden kuşaktan...
79'lusunuz... Her ucubeyi yaşayacak kadar büyük, hepsinden ders alacak kadar olgun, bazen bıçaklarını bileyip, bazen zeytin dalı stoklamakla, resmi tarihle gerçek tarih arasında bi "bağ" aramakla ömrü geçen kuşaktan...
-Tüm 79'lulara -
-Esra Şen-
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/6/2009 - Adı Hüzün Olsun
"Aklımda kalan şarkı sözlerinin, Anılarını sakladığım odamın, Yağan yağmurun, Cama dayanmış soluk yüzümün, İçimde ağlayan çocuğun, Yüreğimdeki dostluğun, Adı hüzün olsun..."

Durgun yüreğime bir med-cezir daha... Hangi hatıraya yeniden bakışın heyecanıysa bu,dalgalandırı verdi gönül deryasındaki dalgalarımı yine... Köz düşürdü sonra tekrar be tekrar kavrulan yüreğe... Bunca gözyaşına ve bu ağır med-cezire rağmen hâlâ yanmak ister bu nâr, Hâlâ yandırmak ister, firkât yokmuş gibi...
Hayata attığımız çelmeleri; yada hayatın bize attığı çelmeleri,bir başka yere bekliyordum ben.. Satırlarımdan daha somut bir başka yere..
Yada ruhunu soyunan çokluğunuzu atıp gitmek için başka bir tanıdık yere kurmuştum düşlerimi..
Açmıştım yüreğimi.. Çağırmıştım..' hadi gir içeri..'
Ama bir yanı hep eylüldü dostluğunun..Hep onu gösterirdi hüznün harmaniyesi.. Tüm mevsimleri gezecek fakat yine orda olmak isteyecekti..Bir eylül yarasında, sevincin yarısında..
Ve biz satırlarda kaybedecektik hasretin tiz sesini.. Şimdi dostluğa dair içimden geçen.. Bir uzak ülke,bir dertli yanış,bir iç çekiş,buhranlı bir özlem.. kanıma giren hasretin.. sen.. yine de sen.. illede sen..
-Hasretine hüzün giydiren biricik dosta...-
-Esra Şen-
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/6/2009 - Beklenti Cümleleri...
Tüm söylenmiş sözler ve devrik cümleler adına.. Düş bozumlarına takılıp;ayakta kalmış ayaksız'lara inat;devirip bütün cümleleri, Faille başlayamamak hiçbir söze..
"ben" diye başlayamadan yitip giden cümleleri söylemek../evet..
kibrit kutusu kadar yüreğe okyanusları sığdırmak evet;
ve yüz'ü o'na dönüp o'nu görememek..
...
Bugün bir iyilik yaptım kendime.. aynaya bakar gibi baktım dışardan yüzüme.. zayıflıklarıma;çaresizliklerime;eksikliklerime ve ötesine.. kızdım../ gücendim../ kırıldım.. ama en çok "beklentilerime.." bir iğretilik vardı halimde;bir kullanılmışlık.. bir sitem..
kalmadı.. elimdeki biblo ve kırmızı tişörtüm; ikram edilse dahi yemeyeceğim -ama bu gününün hatrına tadına baktığım- hindistancevizli çikolatam
Etrafımda yazılar yazılar; defterler dolusu.. ismimle başlayıp ismimle biten../ sonra, kalmayan kontörlerime hayıflandığım mesajlar ve mailler.. ama yinede sitem..
kızdım; kırıldım beklentilerime..
Kışın ortasında susuz kalıp,yaz sıcağına özlem duyarcasınaydı beklentilerim..
Çünkü herşey,birazda kendim kadar dostlarım içinde yaşamaya çalışmamdandı.
Ve bundandı kargo paketlerinin evimin önündeki posta kutusunu esgeçmemesi..
Hiç bir cümleye "o"nlardan ayrı yalnız kendim için başlamamış olmamdandı.
Beklentilerim...Ona dair cümlelerim...
Kışlık korkularını vestiyerde bırakmış bir bahar çoçuğu kadardı...
Ki ben bahar çocuğuyum; Kar çocuğu olup baharın kıymetini bilen canları heybesinde götüren bir bahar çocuğu..
-Kayıp YazıLar-
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/5/2009 - İnsan...!
üniformalardan sıyrılmak gerek/ önce insanız;/ sonra o bu şu... birbirimizi tüketiyoruz köşebaşlarında.. güneş batmak üzere.. parke taşlardan kaldırıp gözleri/ ortak kaygılarda dertlenmek için.. eğilip bükülmeden yürümek için.. üniformalardan sıyrılmak gerek.. şimdi!
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
..:::esra-rı_ask:::..
İnandığım MasaLLar
..:::BÖLÜMLER:::..
DenemelerimGünlüklerim(:MakalelerimŞiirlerim
..:::SOKAĞIMIN SAKİNLERİ / KALEM SAHİPLERİ:::..
asrevya sumeyyeakkok ilayusuf seherevurgun eslemnokta arzuaytur donmezadem nurdede1986 cevrecitemizlik zehraoner dildade geceylegelen sikayetname olmayanulke leylanindusleri elayaamber eby3457 nakkasiye yarenlice filbahar suskunadam BirElifHali AynSinKaf birdenizkizi zeynuleb zemheriedebiyat hasipcifci semazeyn rabiasiirsevdalis sercanayuce yitikumut otuzuncuharf edebiyatfm blueanger mehafil KulbeiAhzan narikalem sessizyusuf maviguller guzergah aksehiralp omeraksahan kariha Dervaze keremmisali birruyadanartakalan kamburkalemveleyl kalemguncesi azbuzaile yaseminn18 hasrettetutsak birockhayalleri semazen uyanangenclik Birtanemsensin ezrakyarencan askimuhterem tuubasanli sembolikhayalci
More Cool Stuff At POQbum.com
|