15/8/2009 - ... H â L ...
Kaç parça olduğumu hesaplamaya üşendiğim paramparçalanmaları yaşıyorum.. Hiç iç açıcı olmayan günlerin üzerinde ayaklarım,gelecek kaygısı üzerine kurulu saatlerim.. neyi düşünebilirim.. bu realist can hayal bile kuramazken, neyi? kafam eğik,çelimsiz ayak uçlarından daha aşağıda bir şeyler... önümde arnavut kaldırımlarının en ürkek hâli... kafayı kaldırıp ileriye bakmak bile zorken neyi ?......
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/6/2009 - Kamp Ateşi (:
 12.Haziran.2oo9 Sakarya
Dostlukları seviyorum/dostlarımı seviyorum/dostlarımla zaman geçirmeye ise bayılıyorum.
Hayatın güzel olduğunu hep onlar hatırlatıyorlar bana çünkü. Sevmek kırmızı kutularda saklanan nadide bir mücevher gibi,dokunduğu herşeyi güzelleştiriyor. Ömrümü güzelleştiriyor..
Buz gibi bi havada nemli bi battaniye üzerinde ısınmamış bi su ile yapılan kahveyi içmek ancak bu kadar ve ancak sevgi ile zevkli olabilirdi.Üstelik yaktığımız ateş bize buram buram karbondioksit olarak dönerken ciğerlerimize mayınlar döşüyorduk. Kimseyi rahatsız etmeyelim diye küçük harflerle konuşma sözü verdik önce.Ama o ortamda ki en sessiz kahkaha bile karşı dağa çarpıp hocaların odasında yankılanıyordu onların tabiriyle "korkunç gecelere" sebebiyet versekte biz bunun adımı mutluluk koymuştuk.
9 Haziran sabahı ömrümün ilk kamp gününe uyandım. Yola düşmek,ardımdaki tüm yolları ömrümden düşmekti o gün.. Kamp yerine vardığımızda yaklaşık 40 kişiydik ve güneş tüm yatacak yer sıkıntısına otlar arasında görmeye alışık olmadığımız haşerelerin korkusuna inat ışıl ışıldı.
Bense önümüzdeki günlerde kene'nin o kadarda korkulacak bir hayvan olmadığını (fındık toplayanlar ortalama hergün bir kene çıkarıyorlarmış vücutlarından ) kırk kişiye yemek hazırlarken "ettehiyyatü" okumanın (en azından manevi) bereketi artıracağını  cacık güzel olsun diye salatalıkları doğrayayım mi,rendeleyeyim misorusunda doğrayayım cevabını seçme zamanının kamp yeri olmadığınıbunun evde denenmesi gerektiğini (zira doğrarken kanser olunabiliyor ) kıbleyi en kesin yoldan öğrenmek için yanımda muhakkak pusula taşımam gerektiğini (hocalardan gelen rivayetlere göre değişen kıblemiz hergün başka yöne doğruydu da ) acemiler yemek dağıtırken en sona kaldığında hep daha fazla yemek alabilineceğini (çünkü başta korkup az dağıtıyorlar sonra çok artıyor ) nişanlıysan ve kampa gidiyorsan asla avea kullanmıyacağını (nişanlı bi arkadaşımız çekmeyen telefonu nedeniyle 4 gün boyunca "zaten telefonuda çekmiyo yazıııık" muamelesi gördü ) yardımlaşmanın hazzını, muhabbetin tadını, her çiçeğin güzel kokmadığını ve bazılarının burnunuzu sarartabildiğini  Cemal Süreyya'nın 'hüznün kuşlarını' niçin canı ile beslediğini Edip Cansever'in neden mutlulukları gezintiye çıkardığını Turgut Uyar'ın bildiği o gizli şeyin ne olduğunu öğreneceğimi bilmiyordum bile..
Her gün "hani kamp soğuk olacaktı o kadar kıyafet getirdik" diyehomurdanıp her akşam üşüyen bizler hakikatende çok az şey biliyorduk aslında 
Kamp boyunca çok şeye güldüm/çok şeye hüzünlendim çok hikaye biriktirdim heybemde ama anlatmak bana göre daha çok hayal gücümün eseri."Yaşanarak anlatılır mı?" diye sormuştu bi keresinde bi yazar bana kitabının aynı adlı satırında.. Gitmediğin,görmediğin,duymadığın şeyler daha kolay anlatılıyor sanırım.Bü yüzden günlüklerim hep hayalperest yanlarımı törpülüyor ve bu yüzden ruhunu ruhumda hissettiğim dostlarım 'gitmediğim yerler' oluyor... Yinede anlatmak lazım tabii. Not düşmek lazım hayata,güzel olsun diye bi çaba vermeden.Çünkü güzel bi anı'nızın olması,güzel bir yazınızın olmasından daha önemlidir.
Kamp'ın son gecesi müthiş özel bir geceydi. Her akşam öğrenci ve hocalardan kaçak (ki bu grup stajyerler grubu oluyor ) abur cubur yiyip kahve içerek muhabbette dip yapan bizler son gece halka karıştık yani diğer öğrencilere çünkü son gece münasabeti ile 4 gün boyunca toplu bir hatim indirelim son günde duasını yapalım dediğimiz hatimin duası vardı.(kitap okumasaatlerini kaynatan bu sebeple doğru dürüst kitap ve cüzümü okuyamamama neden olan sonrada yetiştireyim diye yardım eden arkadaşlarıma burdan selam ederim )Dua'dan sonra arkadaşlar spontone skeçleri ile bizi gülmekle ölmek arasında medcezirlerde bıraktılar Ömrümde gördüğüm en güzel amatör doğaçlamalardı gülmekten kırıldım yaaah Önceki günler ise toplu eylemler yine çok eğlenceli geçti mesela bu kadar kalabalık bi grupla "tabu" oynamanın keyfi bi başkaymış yada duvara yansıttığımız "son samuray" filmini izlerken Tom Crus'un başına ikide bir kelebek konması süper bişeymiş (malum kamptayız )Arkadaşımızın gelip "bu gün kıble baz istasyonuna doğru dönmüş" demesine tam gülerken diğer arkadaşın "niye kabe'nin nesi vardı" demesi bizi yerlere yatırabiliyormuş her namaz vakti banyonun kapısındaki abdest kuyruğu çileden çıkarabiliyor,1.benim 2. benim 3. benim uygulamasına geçmek trafiği azaltıyormuş (çünkü herkes oturduğu yerde bekliyor o zaman )Sırtımıza battaniyeleri alıp çatıda salep içme hayalimizi gerçekleştiremesekte gece titreye titreye ateşın başında ezgiler/türküler eşliğinde kahve içmek,arada tıkırtıdan ürküp içeri kaçma telaşına giren arkadaşları fırçalayıp tekrar yerine oturtturmak hayellerimizin her zaman en güzeli yansıtmadığını,Allah'ın çok daha üstün vergileri olduğunu gösterebiliyormuş.
Subhanallah..Müthiş günlerdi diye hatırlayacağım bu zamanlar ömrüme bolca serpiştirilmiştir dilerim. Ezdiğim otlar,gezdiğim yollar hala izlerimi taşıyor.
Artık toparlanıp valizleri aşağıya indirdiğimiz dakikalarde arkadaşımın objektifine verdiğimiz pozları ise merakla bekliyorum. Atlarken/düşerken/otların arasından kafalarımızı çıkartırken/sallanırken/canlanırken/daltonlar misali boy sırasına dizilmişken /40 kişi balıkistifi gibi kadraja sığmaya çalışırken /arkadaşımın en ciddi pozlarından birinde,uyuzluk yapıp arkasından ikikulak klasiğini yaparken /ama zafer işareti diye şeyyaptım diye kıvırırken nasıl çıktık kim bilir...
"Surlarımızı biraz daha genişletmeliyiz" diyor Cemal Şakar, Esenlik Zamanları'nda çokta haklı aslında. Koskoca bir muhabbetin coşkusunu tüm karmaşasıyla zıp zıp zıplayan bi kalbe sokmaya çalışmak,surlarımızı kalınlaştırarak olamaz asla onu anladım.
4 gün boyunca hissettiklerimden/yaşadıklarımdan tek bir cümle asacak olursam baş ucuma şunu yazardım...
"Camdan bir kalp taşımak yalnızca çabucak kırılmayı ifade etmiyor,içi dışı bir olmayıda öğretir bize,bu yüzden kalbimizle dostumuz arasındaki tüm surları kaldırmalıyız..."
-Esra Şen-
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/6/2009 - Abi/Kardeş

31.Mayıs.2oo9 Sakarya
Az önce yaşadığım en hayata dair anlardan birini yazmak istedim  Ya ben son zamanlarda acayip bi melankolik,pesimist haldeyim ki sormayın evde de bunun rüzgarlarını estiriyorum ister istemez canım sıkılıyor böyle yenı yetme çocuklar gibi yalnız yalnız oturuyorum falan kendimce saçma bi bunalım evremdeyım kalın surlarımı çektim yine etrafıma kimseleri yaklaştırmıyorum... Derken arkadaşlarım da sağolsun tüm sıkıcı hallerimi umursamadan yanımda olduklarını an be an hissettiriyorlar canlarım benim  Neyse yarın akşama bi program hazırlamış canım arkadaşlarım Tabi bunun için onlardan birisinde kalmam gerekiyor çünkü süprizleri buna dair bizde de biyerde kalmak ezelden beri sorundur, klasik "otur otur otur ama yatmaya eve gel" mantığı 
Bendeki yapıda şu ki,izin aldıktan sonra reddedilme ihtimalim olan şeyi izin diye götüremem bile öyle kıvranmak izin istemek sonucunda da olumsuz yanıt almak kabusumdur bu güne kadar izin alamıyacağım şeylerı hiç ama hiç talep olarak götürmedim dolayısıyla da alamadığım bi izin olmadı 
İşte şimdi kalma konusundaki bu hoşnutsuzluğu da bildiğimden çekiniyorum abime gidip "abi böyle böyle bi durum var kalabilir miyim?" demeye 
Abim ondan habersiz bişey yapmamı istemez tabiki ama izin aldığımda da hep müsbet yanıt verir sağolsun 
İşte bu gün dersten çıktım eve geldim abime uzun uzun bi mail yazdım 
içeriği az çok şöyle 
"abicim canım benim seni ben pek çok pek çok severim sen bir ana sen bir baba herşey oldun artıkın bana abicim bi maruzatı olan insan ne yapar işte böyle ben gibi de medeni cesaret yoksunuysa kıvranır filam halden hale girer şimdi malum yaza giriyoruz bi daha üç ay boyunca biz böyle kumru arkadaşlığı yapamıycaz kızlarla o sebeylede bir kalma izni talebinde bulunmaya yeltenecektim 
kızlar kanıma girdiler dedim ay yok ben cesaret edemem dedim onlarda yaaah dedıler abin izin verir dediler seni arkadaşlarcanak çok seviyoruz hep seni örnek alıyoruz buyuyunce sen gibi olmak istiyoruz "
vs vs vs ...
Böyle devam eden bir mail iste  Bu kadar bunalımlı zamanımda bu kadar güldüreçli bir mail atıp bu kadar duygu yükleneceğim bi yanıt alacağımı hiç ama hiç tahmin etmezdim 
Abime msn'den sordum mailimi okudun mu diye 
oda şu yanıtı verdi 
says:(8:20:39 PM) bu kadar mı çok çekiniyorsun benden
َ*ben says: (8:20:41 PM) yanim bu benım kişisel yapım ,böle konularda çekıngen bı ınsanım 
says: (8:21:05 PM) benden çekin diye yapmıyorum
says: (8:21:26 PM) bana daha açık ol,ben sen boyle yapınca kendimi kötü hissediyorum
says: (8:21:47 PM) bak ben sana sonsuz güveniyorum
says: (8:22:13 PM) senden tek isteğim benim güvenimi kara çıkartma
says: (8:22:23 PM) sen kendini bilen birisin
says: (8:22:29 PM) o konuda şüphem yok
َ*ben says: (8:23:31 PM) Allahım razı olsun abicim
says: (8:23:41 PM) sadece sen de benim kararlarıma yeri geldiğinde saygı göster (bu göstermiyorsun anlamına gelmiyor) çünkü bazen büyükler birden çok şeyi hesaplamak zorunda kalıyor yeri geldiğinde bunu da anlarsın
says: (8:23:49 PM) şimdi git eğlenmene bak
says: (8:23:51 PM) ok...
  
Allahımmmmmmm az kalsın ağlıycaktım bilgisayar başında 
Öğrendim ki hayat sensin;mekan bastığın yer;zaman nefes almandan ibaret şöyle soluk soluğa...Az ötende olana bağımlı;az berinde olandan etkilenen tatlı bir koşuşturma stili.. Sonuç.. Ağla,gül,düşün,sıkıl,üzül,huzur bul.. Ne olursan,kim olursan ol ama güven,sana güvenenlere..
Ki insan kaybetmemeli o ürkek adımlarının arkasına sakladığı asil duruşunu...
Allah büyük,gönderiyor muhakak bir halden anlayan...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/3/2009 - En Aşina Yanım...

Aralığın ondokuzu beyaz perdeden film izlemek gibi her yeni günüm/her gün bahar/ kışlıklarım vestiyerde/kışlık yaşamlarım;kışlık yaşanmışlıklarım;kışlık korkularım/bahar ardına ertelenmiş çocuksu korkular;vestiyerde......
Hayata attığım çelmeleri; yada hayatın bana attığı çelmeleri düşünüp, Ruhunu soyunan çokluğumu atıp gitmek için başka bir tanıdık yere, başımı satır aralarına gömdüğüm saatlerdeyim,
...
Dostluk adına en gerçekçi yanımı çıkarıyorum heybemden dışarı, ve alıyorum avcuma hani o en aşina yanımı...
Bu defteri okuduğum her günün ardında büyümüş hissediyorum kendimi,ama buöyle,uzamış mı diye santim santim ölçerken boyumuzu apayrı coşkularadaldığımız yıllardaki gibi bir büyüme değilmiş onu fark ettim.
Büyürken eksiliyor,eksilirken büyüyormuş insan...Öğrenmek için hayatı,bi parçasaflığını,bi parça temizliğini içinin,çokça da iyimserliğini becayişetmek gerekiyormuş meğer hayatla...
Öyle garip ki, Çevirdiğim her sayfa,bu gün hissettiğim herhangi bir duygunun madeni olabiliyor. Ve aklım buna her defasında şaşabiliyor,
Okumadan önce hep yaptığımı yapıyorum, Radyodan bir şarkı ısmarlıyorum bana ve o an hissettiğim tüm dostlara,
İşte, Şanslı olup olmadığımı düşündüren anlardan biri daha,şarkı benim için beklemiş sanki yine... sanki eskiden beri yazılma nedenı ben o anda dinleyeyim diye...
...
"bir sonbahar kadar yalnız, bir kış kadar savunmasız, yada ilk baharsan, yolun başındaysan... asla vazgeçme..."
1.sayfa.
Farklarımızın hiç bir önemi yok aslında çünkü senin dediğin gibi ruhlarımız aynı çemberde. Biliyorum seni saran o çemberi… Ya sen müthiş bir şeysin dost… Aslında o kadar müthiş değilsin, ben şimdi gaza geldim ya ondan bana öyle geliyor. Burda saçmalarken sen yanımdasın ya, yazacaklarımı sana bakarak seçiyorum, seçtiklerimi senin kaleminle yazıyorum, bana hatıra için yazı yazmaya çalışırkenki gariban haline şahit oluyorum ya, bugün de gaza gelmezsem ne zaman geleceğim.
Aynı pijamanın altını sen giymişsin, üstünü ben giymişim sabahlama planları yapıyoruz…(niye giydik o zaman bu pijamaları biz?) Hatta sen bugün benim için o iğrenç korku filmini bile izledin ama korkma rüyana girmiyecek çünkü uyuyamayacaksın.
Bu günden kopup düne gidelim biraz. Daha dün annemizin kollarında yaşarken… Ne kahkahamız eksik kaldı, ne kavgamız. Aynı şeylere gülüp aynı şeylere kızardık ya genelde, sen benim hep yanımdaydın heralde… Aslında yarına da bi çok anlam yükledik o günlerde. Hayal edilen pek çok güzellik bizi bekliyor olacak yarın. Seni seviyorum can dost. Seni yaşamamı sağladığın için çok sağol. Paylaşılan ve paylaşılacak olan her an adına… Madem ki bu kere mağlubuz, Ne etsek, neylesek zaid gayri uzatman sözü, Madem ki fetva bize ait, Verin basak bağrına mührümüzü.
(S.M)
2.sayfa.
Esra, bi beş dakikan var mı? Yazacaklarım, söyleyeceklerim bizim için hep önemsiz olan beş dakkaya sığacak ya da sığmaya çalışacak… işte anlatmak hep kolay gibi, oysa kolayca yaşanmadı hiç birşey. Hiç kimse senin kadar, senin gibi dokunmadı yüreğime… Böylesine zor gelmemişti hiç yokluğun, mesafeler… kör olası zaman akıp da gidiyor da ne oluyor. Ardına bakmadan, neler bıraktım geride, demeden. Biz de zamana moda olsun diye mi ayak uyduruyoruz be esra. Arkaya bakmadan, neler yaşandı demeden bırakıp da gidecek miyiz yüreklerimizden.
“sil baştan” diye bir şey var. Ben kurşunkalemle yazıyorum hayat defterime satırlarımı, dizelerimse diz çökmüş eski sevgiliyi bekliyor; umutluca diyorum ki kalbim uzanmaz ki beş dakkaya. Sığmazsın ki beş dakkikaya…
Ve bitirirken de; bambaşka bir halin vardı, farketmeden beni sardı, benliğimi benden aldı… (devamını da benim adıma sen getir:)
(M.Y)
3.sayfa.
Esram, şeker şey seni!! Son günlerde her bulduğun arada gelip bana yazdın mı diyosun, ben de her seferinde hayır diyorum. Böyle yazıları yazmakta hep zorlanmışımdır. Aslında yazacak çok şey var ama bir araya getirecek adam yok. Seni nasıl anlatsam bilemiyorum en iyisi anlatmıyım. Ama gerçekten şunu bil ki çok şeker ve olduğun gibi bir kızsın.
Esra sen hayatımda gördüğüm en esra insansın:))
Birlikte geçirdiğimiz güzel günler için teşekkürler. Umarım hayatın boyunca hep mutlu olursun.
Not: Beğenmediğin yerleri çıkarabilirsin, ekleme de yapabilirsin. Hatta beğenmediysen yırt:). Hadi selametle.
(M.S)
4.sayfa.
Taketti canıma bu maskeli balo, Bu maskeli balo ve onun sahte yüzleri…Derken elinde maskesiyle çok güzel bir çizgi kahramanı gördüm.Kahraman… Cesaretinden ve yaptığını hep bildiğinden. Maskesi elindeki… Doğuştan… Okendini bildi bileli ve ben onu bildim bileli hiç takmadı o maskeyi vebunu beceremeyen tüm diğerlerine inat, baloya da tüm hızıyla veneşesiyle devam etti.
Bunu beceremeyenlere inat, her dakikasından zevk aldı… Ve… Evet, çizgi renkli oluşu… Gökkuşağı maşallah. Ömrüm boyunca görüp görebileceğim en renklisi ve aynı zamanda da sınırları en belirgini ve en neti. Umarım suya yazılanlar bir gün gerçekleşir. Sonuna kadar…
(R.G)
...
Yürümek; Dost omuzbaşlarını Omuzlarının yanında duyup, Kelleni orta yere Yüreğini yumruklarının içine koyup Yürümek!...
(not:sayfalardaki hatıralar gerçektir,bi zamanlar her bulduğum aralıkta arkadaşlarıma yazdırmaya çalıştığım satırlar hepsi söylenmemden bıkıp yazmıştı sonra bende alıp süsleyip yazı diye sundum )
-Esra Şen-
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
..:::esra-rı_ask:::..
İnandığım MasaLLar
..:::BÖLÜMLER:::..
..:::SOKAĞIMIN SAKİNLERİ / KALEM SAHİPLERİ:::..
sukru soylu sessizyusuf dildade suskunadam asrevya aynsinkaf nakkasiye birdenizkizi blueanger yarenlice filbahar seherevurgun zemheriedebiyat birelifhali ilayusuf edebiyatfm hasipcifci sumeyyeakkok semazeyn rabiasiirsevdalis elayaamber sercanayuce leylanindusleri sikayetname kulbeiahzan zehraoner olmayanulke
More Cool Stuff At POQbum.com
|