3/7/2009 - Eksik Yanım

Radyoyu açtim ve yorganı çektim beni üzen tüm isimlerin üzerine, Yağmur yağsın istiyorum sadece, çokta yıldızlı olmayan bir gökyüzüne doğru uzayacak olsada boyum, yağsın ve alıp götürsün tüm hüzün tariflerimi
O'na/zamana/yazılmış çizilmiş ve silinmiş hayatlara dair biriktirdiğim sayfalar gözlerimin önünde, ne çok yazıp ne az yaşamışım;yada ne çok zamanını çalmışım yaşamın,yazmak için...
Dün çok kötü bir gündü diyorum kendi kendime,bugün ondan da kötü, paramparça parçalarımı toparlamaya çalışıyorum işte... Farkındayım ellerim ne kadar da soğuk;oysa yüreğim,yüreğim yarınlarımdan da sıcak, yinede kendimi çok bitkin hissediyorum bu mevsim,acelesiz adımlara vurduğum tüm yollar yoruyor beni ve ben yalnız yürümekten nefret ediyorum.
İnsan niçin yapıyor ki bunu kendine?
Sokağın sonuna oturmuş,hayatımın tamda ortalarına düşen bir meridyende bana huzurla el sallayan gelecekten/gördüklerimden ve göreceklerimden korkuyorum. Oysa kapıları/perdeleri açıp açmamak arası tereddütlerim çok eskilerde...
Yosunları kıyıya vurmuş yine kalbimin;yağmur damlamış penceremden, bildik ilk yaz yağmurlarını sipariş etmiştim az önce;saatlerce ağlasam kimse anlamaz şimdi, yüzümü okşuyor damlalar ve hiç bir bulut uzaklaştırmıyor beni burdan.
'Yağmurlar da toprağa ayrılığı unutturamıyorlar artık,toprak cebinde taşıyor yalnızlığını ve her yağmur yağdığında avuçlarıma bırakıp gidiyor başka bir kente.
Gerçek olmasından korktuğum ne çok şey var bu cümlede...
Ah... Ne çok gerçek var kalp atışlarımı dahi kasırga sandığım bu yerde.
Nerde kaldı çocuk yanım,hayallerim,elma şekerim,kıpırtılarım,sabahın erken saatlerinde burnuma gelen sıcak ekmek kokusundan eser yok şimdi. Mutsuz olmaktan korktukça,bir bir eksiliyor ömrümden aydınlık gülümseyen insanlar.
Hep mi güzel olur gidenler? Hep mi sevilir uzağınıza düşenler?
Eksilmeye alışamamanın o ağır yükü omuzlarımda,bildiğim hiç bir masalda o'nu hediye etmiyor periler. Bembeyaz olmayan yirmili yaşlarım/soyunma dolabım;kıyıp yakamadığım hüzünlerim/yaktığım günlüklerim,izini taşıyan herşeyi adından düştüm şimdi.Yağmur durdu.
Bulutları gözlerinde taşıyanların toprak kokusu hiç eksik olmaz diye ödünç aldım birkaç tanesini gökyüzünden.
Boyumu aşan buğulu camlara belli/belirsiz yüzler çizmekle meşgulüm. Huzursuzluğum "nereye gidiyorsun?" demekten çekindiğim bir kalbin üzüntüsünü yaşamış olmamdan belki...
Çünkü şahit olduğum hiç bir sızıya benzemiyor kanatlanıp başka yerlere konmaya hazır yüreklerin sızısı. Çünkü ayrılık kimseye yolüzere olanlara dokunduğu gibi dokunmuyor.
Çünkü kimse yalnızlığı,yüreğini ardında bırakanlar gibi yaşamıyor...
Esra Şen Şehrengiz Dergisi Temmuz.2oo9
|